Eczacılar nasıl provokasyona düşürüldüler, konusunda bir yazı yazacaktım ama ondan önce bu kuramı açıklamayı uygun gördüm çünkü bu konu, onlarla da ilgili.
Provokasyon ne demek, türlerini ve çözümlerini bilmek hem günlük yaşamımızda hem de ülkelerin özgürlükleri açısından çok önemli ve zorunludur. Savaş, hiledir. Provokasyonu ve türlerini bilmek, gerçekte, hileleri bilmektir çünkü provokasyon ve türleri gerçekte birer hiledirler. Bu nedenle, insanlar, provokasyonu iyi öğrenmeli öyle ki tarih derslerine, provokasyon konusu konulmalıdır. Her ülkenin ve ordunun, provokasyon uzmanları olmalıdır. Provokasyon ve türlerini bilmeyenler, yaşamı da tarihi de kazanamazlar. Türkiye Tarihi, özellikle Fadime Şahin provokasyonundan bu yana yüksek nitelikli, çok karmaşık, çok ustaca provokasyonlarca yönetilen bir tarih olmuştur. Fadime Şahin provokasyonu, Ergenekon provokasyonu, Tokat-Reşadiye provokasyonu; provokasyonlar tarihi içinde en üst provokasyonlardandır. İlk iki provokasyondan söz etmiştim, bir önceki konuda. Tokat- Reşadiye operasyonu ise salt yüzsüzlük üzerine kuruludur, şöyle ki: Orduyu zan altında bırakmak, öte yandan da faşist pkk üzerindeki baskıyı hafifletmek ve faşist pkk’yi masumlaştırmak için, o pusudan sonra, teröristler öylesine rahat ve uzun uzun söyleşiyorlar ki telsizde; özel adları, şehir adlarıyla kodluyorlar uzun uzun, rahat rahat. Ve bunu da özellikle, Kürtçe sözcüklerle kodlamak yerine, Türkiye’deki şehirlerin adlarını kullanarak yapıyorlar. Örnek: Bir adı kodla diyor, karşı telsizdeki terörist, o da ‘’ Ankara’nın a’sı, Samsun’un s’si, diyerek kodluyor; Haval’ın h’si, Jiyan’ın j’si, gibi Kürtçe adlarla kodlamak yerine. Oysa kodlamaya ne gerek var, aç radyoyu, televizyonu, tüm kanallarda bu haber var zaten. Ama amaçları; telsizde uzun uzun konuşup, bunun kayıtlara geçirilmesini sağlamak. Ve diyor ki terörist, ‘’pusuyu yapanlar, Erzincan’a doğru gidiyorlar.’’ İşe bakın, yeri bile bildiriyor telsizde, telsizlerin ordu tarafından dinlendiğini bile bile. Ama gerçekte, orduyu ve toplumu yanıltmak için yapıyor bunu çünkü Tokat ile Erzincan arasında, aşılması gereken koskoca bir Sivas ili var, eğer havadan uçmayacaklarsa. Peki neden, doğrudan Erzincan diyor? Sivas demiyor? Bence, Erzincan’da Ergenekon’dan dolayı tutuklanan üstü düzey kişiler oldu yakında, yani bu olayla bu pusu arasında bağ kurdurup, bu olayda, Erzincan, ordu ve Ergenekon üzerinde zan yaratmak istiyor. Erzincan’a doğru da gitmediler bence. Tokat- Reşadiye provokasyonu, bir ‘’iftira provokasyonu’’ ; bu provokasyon türünü de başka bir yazımda anlatacağım. Yani gerçek amaç, o askerleri öldürmek değil ordu üzerinde zan yaratmak ve faşist pkk ve yandaşları üzerindeki baskıyı hafifletmek. Telsizde konuşan erkek teröristin şivesi, Van'lıların şivesine çok benziyordu; belki telsizle konuşurken Tokat'ta değil Van'daydı. Ayrıca neredeyse, telsizde yaşam öykülerini anlatacaklardı teröristler, sanki telsizde rahat rahat çet yapıyorlardı; telsizlerin ordu tarafından dinlendiğini bile bile; öylesine yavaş ve rahat konuşuyorlardı ki. gerçekten dağda olsalardı, telsizlerinin şarjlarını korumak için konuşmayı kısa keserler, böyle uzun uzun çet yapmazlardı... Sanıyorum ki bu katliamdan bile doğru dürüst haberleri yoktu, kulaktan dolma konuşuyorlardı yani yönlendiriliyorlardı o an, yanlarındaki birilerince.
Daha önce; ‘’Provokasyon kuramı’’ adlı yazımda, sıradan provokasyonu; ‘’ Çok başlı provokasyon kuramı’’ adlı yazımda da çok başlı provokasyonu açıklamıştım. Çok katlı ya da katmerli provokasyon da çok önemli provokasyon türüdür. Gerçekte bu provokasyon türünü, günlük yaşamımızda da çokça yaşarız. Çok başlı provokasyon türü ise satranç, dama oyunlarında ve siyasal ve askersel alanlarda olur çünkü günlük yaşamda kimse kimseye, bu provokasyon türünü yapma yasalarına sahip değildir yani kimse kimseyi göz altına alma ya da hapise atma yetkisine sahip değildir.
Çok katlı ya da katmerli provokasyon türü ise günlük yaşamda da sıkça gördüğümüz gibi herkesin birbirine yapabileceği türdür. Bu provokasyon türünü, örmeklerle açıklamaya çalışayım önce: Duyarsınız ya da yaşamışsınızdır; bir kuruluştan satın aldığınız mal ya da hizmetten dolayı bir zarara uğranılır ve o kuruluşa karşı dava açılır ama ne var ki davada o kuruluşun haksız çıkması beklenirken haklı çıktığı görülür ve onun tazminat ödemesi umulurken ona tazminat ödenmesi kararı çıkar. Başka bir örnek: Bir sürücü, aracıyla birine çarpar ve sakat bırakır. Sakat kalan bu yayaya, o sürücünün tazminat ödemesi beklenirken o yayanın, sürücüye tazminat ödemesi kararı çıkar. Hem sağlığından hem parasından olur. Başka bir örnek: Eşince boynuzlanan kişi, boşanma davası açar ama mahkeme, eşinin ona değil onun, eşine tazminat ödemesine karar verir. Geçenlerde buna benzer bir olay yaşanmıştı Abd’de: Karısını, yatakta sevgilisiyle basan adam, karısını dövmüştü ve mahkeme, kocaya ceza vermişti, karısını dövdüğü için. Yani hem boynuzlandı hem de üstüne ceza yedi; çok katlı ya da katmerli provokasyon, kısaca buna benzer. Yani savaşım verdiğiniz, hakkınızı aradığınız ölçüde zarara uğrasınız, yitirirsiniz. Sokak psikopatları, sosyopatları bu yöntemi iyi bilirler ve iyi kullanırlar. Örnek: Bunlar, gıcık oldukları ya da zarar vermek istedikleri kişiye dostça sarılırken, o kişinin kulağına fısıldayarak ana-avrat söverler. Doğal ki sövülen kişi de bu kişiye ya tokat ya yumruk atar yani saldırır ama çevredekiler, ötekinin buna sövdüğünü duymadıkları için, bunun ona saldırdığını görürler ve bu yönde tanıklık yaparlar. Sövülen adam da hem sövüldüğüyle kalır hem de üstüne bir de darptan hapis yatar. Ya da adama hep çarparlar omuz vurup, hem de '' Bana omuz vurdun, '' deyip öldürürler...
Ya da bir hakkınızı elde etmek ya da aramak için masraf üstüne masraf yaparsınız ama sonuçta yitirirsiniz, hak elde edemezsiniz. Hem hak yoksunluğunuzla hem de paralarınızdan olup zarara girmekle kalırsınız. Sıradan, düz provokasyonda, hiçbir şey yapmayarak, provokasyona düşmekten kurtulabilirsiniz, örnek: size bağıra çağıra söven birini, duymazlıktan gelebilirsiniz. Çok başlı provokasyondan kurtulmak ise ancak provokatörleri yenmekle olur, yani bir kazanma olanağınız vardır. Çok katlı ya da katmerli provokasyonda ise kazanmak için bir olasılığınız yoktur ve çırpındıkça, kazanmak istedikçe daha çok batarsınız… Çok katlı ya da katmerli provokasyonda yapılacak tek şey, baştaki en az zararı sineye çekip geri çekilmektir. Yoksa kazanmak istedikçe daha çok batarsınız, borsadaki ya da kumardaki gibi. Tezgah buna göre hazırlanmıştır çünkü. Bu provokasyon türü, şu sözlerle de bilinir: ‘’ Elimi verdim, kolumu kaptı; selam verdik, borçlu çıktık; besle kargayı, oysun gözünü; düşenin dostu olmaz.’’
Tüm bu provokasyonlardaki , yüksek nitelik, ustalık ve karmaşıklık içeren ortak özellikleri, bunların tek bir odaktan düzenlendiklerini gösteriyor. Yani aynı odak; Akp’ye de , karşıtlarına da, darbecilere de , darbe karşıtlarına da planlar hazırlayıp veriyor; provokas- yonlardaki ortak özellikler bundan kaynaklanıyor. Ve büyük olasılıkla, her partinin ve kurumun içinde adamları var.
İnsanlar, çocukları sokağa çıkarlarken '' Aman çocuğum, provokasyona düşme, '', okullarda öğretmenler de öğrencilere sık sık '' Aman çocuklar, provokasyona düşmeyin, '' demeliler !
İlgili yazılarım: 1- Provokasyon kuramı; 2- Çok başlı provokasyon kuramı; 3- Türk efelerden, pkk teröristlerine azınlıkçılık; 4- Provokasyon dersleri: Ergenekon ya da Akp’ye destek örgütü; 4- Godoş’lu gıdalar.
Necdet Gürçiftçi
2009-aralık
23 Aralık 2009 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)